Bizimle iletişime geç
Haber Kredi

Haber Kredi

Avrupa’nın yeni üretim merkezi Türkiye olabilir mi?

GÜNDEM

18 Mayıs 2020 Pazartesi 21:15:52

Avrupa’nın yeni üretim merkezi Türkiye olabilir mi?

Dolar kurundaki sert yükseliş, Çin’e olan güven kaybının azalmasıyla birlikte Türkiye’nin yeni üretim merkezi olması söz konusu. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Hacıgüzeller yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin üretim merkezi olmak için gerekli tüm yetkinliğe sahip olduğunu belirtti.

Dolar kurundaki sert yükseliş, Çin’e olan güven kaybının azalmasıyla birlikte Türkiye’nin yeni üretim merkezi olması söz konusu. Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Hacıgüzeller yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin üretim merkezi olmak için gerekli tüm yetkinliğe sahip olduğunu belirtti.

Çin’in Wuhan kentinde başlayan Covid-19 salgını kısa bir süre içinde tüm dünyayı etkisi altına aldı. Dünyanın üretim devi Çin, virüsün yayılımını her ne kadar önlese de, ticari güvenini kaybetti. Düşük üretim maliyetleriyle tüm dünyaya tedarik sağlayan Çin için çanlar çalıyor diyebiliriz. Anadolu Ajansı muhabirine açıklamalarda bulunan Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Hacıgüzeller koronavirüs salgını sonrasında Türkiye’nin çok önemli pozisyona gelebileceğini belirtti.

Salgınla birlikte tüm dünya ekonomisinin alt üst olduğunu belirten Hacıgüzeller, krizi fırsata çeviren ülkelerin bu süreçten çok karlı çıkacağını sözlerine ekledi. Salgınla birlikte üretim merkezlerinin ne kadar önemli olduğu herkes tarafından anlaşıldı. Koronavirüs krizi gibi durumlarda zamanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkarken, bu süreçte maske tedariğinde tüm ülkelerin sorun yaşadığı gözlemlendi.

POTANSİYELİMİZ VAR

Dolar kurundaki artış ve Avrupa’ya yakınlığımızın büyük bir avantaj olduğunu belirten Hacıgüzeller: “Bu durum ABD ve Avrupa ülkelerini tedarik merkezleri konusunda tekrar düşünmeye itti. Tedarik merkezlerinin yakınlığı, lojistik ve ulaşım açısından ürünlerin sorunsuz ulaşması gibi kriterler öne çıkıyor. Türkiye; doların değerlenmesi, Avrupa ülkelerine yakınlığı, güçlü ulaşım ve lojistik ağı, hızlı üretim gücü ve benzeri özellikleriyle Avrupa için Çin’in yerine alternatif bir üretim merkezi olmaya en güçlü adayların başında geliyor. İş gücü, lojistik anlamda yakınlık, doların değerlenmesiyle mal fiyatlamasında oluşacak avantajlar açısından cazip bir üretim merkezi olma potansiyeline sahibiz. Bu fırsatı değerlendirmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Avrupa’ya karayolu ulaşımı ve son yıllarda demiryollarında yaşanan gelişmelerle kısa sürede ulaşabileceğini belirten Hacıgüzeller, Türkiye’nin hammaddesi Çin ve Uzak Doğu olan ürünlerin dışında tüm ürünler için üretim merkezi olabileceğini belirtti. Bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiğini belirten öğretim üyesi, Çin’in Avrupa lojistiği için Hamburg limanını ve Pire limanını satın aldığını belirtti. Çin üzerinden gelen ürünler hem uzun sürede hemde daha maliyetli olarak Avrupa’ya ulaştırılıyor. Türkiye ise hem konumu hemde dolar kurunda yaşanan yükselmeyle birlikte Avrupa için tam bir üretim merkezi konumunda.

DAHA UYGUN MALİYETLER

Türkiye’nin coğrafi konumu hakkında bilgiler veren Hacıgüzeller: “Türkiye’nin hemen hemen tüm bölgelerinden kesintisiz bir şekilde Avrupa’ya kadar ulaşan demir yolları da mevcut. Yani Türkiye; Avrupa ülkelerine 2-3 saatlik uçuş mesafesindeki hava yoluyla, demir yoluyla ve yaygın kara yolu ağıyla Çin’e ve diğer rakiplerine göre çok daha uygun maliyetle ve kısa sürede mal ulaştırabilir.” dedi.

Salgın sonrası yaşanacak gelişmeler ve beklentilerle ilgili açıklamalarda ise: “Dünya piyasalarına salgından sonra 2 trilyon dolar sıcak para akışı olacak. Bu havuzun yüzde 2-5’lik bir bölümünü ülkemize çekmeliyiz. Bu nakit girişini de iç piyasada doğru kullanmalıyız. Ayrıca Çin iç piyasasında talebin ve tüketimin artması nedeniyle fiyatlar yukarı yönlü. Bu durum da Avrupa’nın bazı mal gruplarında Türkiye’yi tercih etmesini sağlayabilir.” ifadeleri kullanıldı.

TEKSTİL SEKTÖRÜNDE BÜYÜK AVANTAJ

Türkiye’nin özellikle hazır giyim, tekstil ve deri sektöründe önemli bir avantaja sahip olduğu belirtilerek: “Türkiye, Avrupa’da Çin pazarını geride bırakabilmek için katma değerli ürünlere önümüzdeki dönem daha çok ağırlık vermeli. Ekonomimizin yüzde 99’luk kısmını KOBİ’ler oluşturuyor. Bu şirketler toplam ihracatımızın yüzde 60’ını ve toplam istihdamın yüzde 75’ini gerçekleştirirken, dünyanın kullandığı yüksek teknolojinin ancak yüzde 0,3’üne sahipler. Avrupa ve ABD pazarı için ciddi nitelikte pazar payı elde etmek KOBİ niteliğindeki şirketlere ayrı bir teknoloji geliştirme programı uygulamakla mümkün olabilecektir.” şeklinde konuştu.

Ek olarak, salgın sonrasında yapılacak çalışmalarda Türkiye’nin Çin’den daha hızlı davranarak Avrupa’da ki ambalaj ve kimya sektörlerine giriş yapılması gerektiği belirtildi. Verilen tavsiyeler arasında üretimini Türkiye’de yapacak ülkeler için teşvik verilmesi gerektiği de savunuldu.

Sizde koronavirüs salgını sonrasında Türkiye ekonomisindeki beklentileriniz ve kalkınma planlarıyla ilgili düşüncelerinizi yorum bölümünden bizlerle paylaşabilirsiniz.

HEMEN YENİ ORANLARLA KREDİ HESAPLA!

Devamını Oku
Yorum yapmak için tıkla

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler

Yeni Haberler

Yukarı